Yaranmanın Dayanılmaz Çelişkisi
Bizim toplumda sıkça rastlanan bir durum var: Bazı insanlar, belirli bir kesimin gözüne girebilmek için, aslında içten içe inanmadıkları fikirleri savunuyormuş gibi davranıyor. Üstelik bu fikirler çoğu zaman çağın gerisinde kalmış, sorgulanmadan tekrar edilen düşünceler oluyor. Ama amaç gerçeği aramak değil; kabul görmek, alkış almak, oy toplamak.
Örneğin bir kesim Batı’ya karşıysa, hemen onlar da Batı karşıtı kesiliyor. Yılbaşı kutlamasına karşı çıkmak neredeyse bir duruş göstergesi hâline geliyor. Sanki yılbaşı kutlamakla kimlik elden gidecekmiş gibi bir hava estiriliyor.
İşin ilginç yanı, aynı kişiler işlerine geldiğinde Batı’dan çıkan kavramları hiç çekinmeden kullanıyor. Demokrasi, insan hakları, özgürlük… Hepsi dillerinde. Ama bu kavramlar herkes için değil; yalnızca kendileri için geçerli. Başkaları bu hakları kullanmak isteyince birden rahatsız oluyorlar.
Günlük yaşamda da benzer bir çelişki karşımıza çıkıyor. Kravat takmayı, yaşam tarzlarını, bazı sembolleri “Batı icadı” diye küçümsüyorlar. Ama ceplerindeki akıllı telefon, evlerindeki televizyon, bindikleri araba; dahası uçağa binip yolculuk yapmak… Bunların hepsi yine Batı’nın ürünü. Modern yaşamın nimetleri son derece cazip; ama arkasındaki düşünce sistemi aynı ölçüde kabul görmüyor.
Aslında bu çelişkinin farkındalar. Bu yolun toplumu ileri değil, geri götürdüğünü de biliyorlar. Ama bir noktada her şeyin önüne geçen tek bir şey var: oy hesabı.
Bir zamanlar büyük tartışma yaratan “Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi?” sözü de bu gerilimin başka bir yüzüydü. Sorun oyların eşitliği değil; insanların duygularının, inançlarının ve korkularının bilinçli biçimde kullanılması. Yaranmak uğruna sergilenen bu tutum, hem düşünceyi hem de toplumu yavaş yavaş, içten içe aşındırıyor.
Esenlikler diliyorum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder