Tanıdık Kalabalıklar ve Ertelenen Güzellikler Üzerine
Geçen yılın sonbaharında, 06 Ekim 2025’te, “Onların
Arasında” adlı aşağıdaki şiiri yazmıştım:
Onların Arasında
Zordur aralarında olmak onların.
Uzmandırlar her alanda;
Yakınırlar gidişattan;
Eleştirirler başkalarını;
Kızarlar kendileri gibi düşünmeyenlere;
Severler komplo teorilerini.
Zordur aralarında olmak onların.
Sevmezler fikri olanları;
Kimi över, kimi de burun kıvırır;
Kimi görmezden gelir, kimi de sessiz kalır yaptıklarına.
Zordur aralarında olmak onların.
Övenler paylaşsa, katkıda bulunsa;
Burun kıvıranlar, görmezden gelenler, sessiz kalanlar;
Çoğalırdı güzel şeyler;
Akardı birikimler geleceğe;
Güzel olurdu aralarında olmak onların.
Bugün o şiire biraz daha serinkanlı bir gözle bakmak
istiyorum. O gün yazdıklarım bir anlık tepki değil; uzun süredir içimde biriken
bir gözlemin ifadesiydi.
Değerli okurlar,
En büyük sınav bazen, gürültülü bir "çok
bilmişliğin" ortasında kendi sesini kaybetmeden üretmeye çalışmaktır.
Şiirin “Uzmandırlar her alanda” dizesiyle işaret ettiği o kalabalık,
modern zamanların en yorucu çelişkisiyle bizi baş başa bırakır: Bilgiye
erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, yüzeysel bilginin bu denli özgüvenli
olması...
Seyirci koltuğunda oturup sahnedeki oyuncuyu acımasızca
eleştirenlerin konforu, ne yazık ki sahneye çıkıp ter dökenin cesaretinden daha
fazla prim yapıyor günümüzde. Yakınmak bir statü göstergesi, her şeyi amansızca
eleştirmek ise bir entelektüel derinlik sanılıyor. Oysa üretmeden eleştirmek,
sorumluluk almadan yargılamak, ahlaki bir erozyendir.
Sessizliğin Maliyeti
Şiirde geçen “Kimi görmezden gelir, kimi de sessiz
kalır yaptıklarına” ifadesi, aslında "kötülüğün sıradanlığına"
değil, "iyiliğin pasifliğine" bir sitemdir. Bir toplumda güzel
şeyler, yalnızca kötüler çok olduğu için değil; iyiler, üretenler ve fikri
olanlar yeterince desteklenmediği, yalnızlaştırıldığı için yok olur. Çünkü
alkışlanmayan her emek, yerini bir sonraki sefer için sessiz bir vazgeçişe
bırakır.
Burun kıvıranların kibri kadar, görüp de görmezden
gelenlerin, beğenip de paylaşmaya çekinenlerin sessizliği de yaralar geleceği.
Unutmamalıyız ki; takdir edilmeyen marifet, yalnızca göçüp gitmez; aynı
zamanda küser ve içine kapanır.
Geleceğe Akan Birikimler
Oysa formül, şiirin sonunda gizlendiği kadar sadedir: Paylaşmak
ve katkıda bulunmak.
Bir fikri desteklemek, onu üreteni yüceltmek değildir; o
fikrin topluma yayılmasına aracılık etmektir. "Ben" demekten vazgeçip
"biz" diyebildiğimiz o ender anlarda, birikimler kişisel bir hazine
olmaktan çıkar, geleceğe akan bir ırmağa dönüşür.
Bugün yakındığımız o "onlar", aslında biziz;
eğer sessiz kalmayı seçiyorsak. Belki de asıl mesele "onların
arasında" yaşamak zorunda kalmak değil; inatla, umutla ve cesaretle
"onlardan biri" olmamayı seçebilmektir. Güzellikler, ancak onları
çoğaltmaya cesaret edenlerin omuzlarında yükselir.
Peki ya siz? Hangi taraftasınız: sessizce izleyenler mi,
yoksa paylaşıp çoğaltanlar mı?
Esenlikler diliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder