11 Şubat 2026 Çarşamba

Tanıdık Kalabalıklar ve Ertelenen Güzellikler Üzerine

 Tanıdık Kalabalıklar ve Ertelenen Güzellikler Üzerine

Geçen yılın sonbaharında, 06 Ekim 2025’te, “Onların Arasında” adlı aşağıdaki şiiri yazmıştım:

Onların Arasında

Zordur aralarında olmak onların.

Uzmandırlar her alanda;

Yakınırlar gidişattan;

Eleştirirler başkalarını;

Kızarlar kendileri gibi düşünmeyenlere;

Severler komplo teorilerini.

Zordur aralarında olmak onların.

Sevmezler fikri olanları;

Kimi över, kimi de burun kıvırır;

Kimi görmezden gelir, kimi de sessiz kalır yaptıklarına.

Zordur aralarında olmak onların.

Övenler paylaşsa, katkıda bulunsa;

Burun kıvıranlar, görmezden gelenler, sessiz kalanlar;

Çoğalırdı güzel şeyler;

Akardı birikimler geleceğe;

Güzel olurdu aralarında olmak onların.

Bugün o şiire biraz daha serinkanlı bir gözle bakmak istiyorum. O gün yazdıklarım bir anlık tepki değil; uzun süredir içimde biriken bir gözlemin ifadesiydi.

Değerli okurlar,

En büyük sınav bazen, gürültülü bir "çok bilmişliğin" ortasında kendi sesini kaybetmeden üretmeye çalışmaktır. Şiirin “Uzmandırlar her alanda” dizesiyle işaret ettiği o kalabalık, modern zamanların en yorucu çelişkisiyle bizi baş başa bırakır: Bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, yüzeysel bilginin bu denli özgüvenli olması...

Seyirci koltuğunda oturup sahnedeki oyuncuyu acımasızca eleştirenlerin konforu, ne yazık ki sahneye çıkıp ter dökenin cesaretinden daha fazla prim yapıyor günümüzde. Yakınmak bir statü göstergesi, her şeyi amansızca eleştirmek ise bir entelektüel derinlik sanılıyor. Oysa üretmeden eleştirmek, sorumluluk almadan yargılamak, ahlaki bir erozyendir.

Sessizliğin Maliyeti

Şiirde geçen “Kimi görmezden gelir, kimi de sessiz kalır yaptıklarına” ifadesi, aslında "kötülüğün sıradanlığına" değil, "iyiliğin pasifliğine" bir sitemdir. Bir toplumda güzel şeyler, yalnızca kötüler çok olduğu için değil; iyiler, üretenler ve fikri olanlar yeterince desteklenmediği, yalnızlaştırıldığı için yok olur. Çünkü alkışlanmayan her emek, yerini bir sonraki sefer için sessiz bir vazgeçişe bırakır.

Burun kıvıranların kibri kadar, görüp de görmezden gelenlerin, beğenip de paylaşmaya çekinenlerin sessizliği de yaralar geleceği. Unutmamalıyız ki; takdir edilmeyen marifet, yalnızca göçüp gitmez; aynı zamanda küser ve içine kapanır.

Geleceğe Akan Birikimler

Oysa formül, şiirin sonunda gizlendiği kadar sadedir: Paylaşmak ve katkıda bulunmak.

Bir fikri desteklemek, onu üreteni yüceltmek değildir; o fikrin topluma yayılmasına aracılık etmektir. "Ben" demekten vazgeçip "biz" diyebildiğimiz o ender anlarda, birikimler kişisel bir hazine olmaktan çıkar, geleceğe akan bir ırmağa dönüşür.

Bugün yakındığımız o "onlar", aslında biziz; eğer sessiz kalmayı seçiyorsak. Belki de asıl mesele "onların arasında" yaşamak zorunda kalmak değil; inatla, umutla ve cesaretle "onlardan biri" olmamayı seçebilmektir. Güzellikler, ancak onları çoğaltmaya cesaret edenlerin omuzlarında yükselir.

Peki ya siz? Hangi taraftasınız: sessizce izleyenler mi, yoksa paylaşıp çoğaltanlar mı?

Esenlikler diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder