Ahlakın Kaynağı Din mi?
Ahlakın kaynağının din olduğunu düşünmüyorum. Ama bu iddiayı ileri sürerken
"kaynak" sözcüğünün aslında üç ayrı anlama gelebileceğini baştan
ayırt etmek gerekir: biri ahlaki davranışın tarihsel/biyolojik kökeni,
biri onun psikolojik kökeni, biri de neyin iyi sayılacağının normatif
ölçütü. Bu üçü birbirine karıştırıldığında, "ahlak dinden önce
vardı" gibi tarihsel bir gözlem, "ahlak dinden bağımsız olarak
geçerlidir" gibi felsefi bir sonuca fazla kolay sıçrayabilir. Aşağıdaki
tartışma, bu üç düzeyi birlikte ama ayrı ayrı ele almaya çalışıyor.
İnsan toplulukları, organize dinlerden çok önce birlikte yaşamayı öğrenmeye
başlamıştı. Bir arada yaşamak ise yalnızca güçle değil; güven, iş birliği ve
karşılıklı sorumluluk anlayışıyla mümkündü. Bunun için de toplumsal yaşamı
düzenleyen bazı ortak ilkelerin gelişmesi gerekiyordu. Darwin, İnsanın
Türeyişi adlı eserinde bu gözlemi biyolojik bir zemine oturtmuştu. Ona göre
toplumsal içgüdüler, insan türünün hayatta kalmasında dinden çok daha eski ve
çok daha temel bir işlev görüyordu. Kropotkin de Karşılıklı Yardımlaşma
adlı çalışmasında benzer bir sonuca varır: doğada rekabet kadar iş birliği de
belirleyici bir hayatta kalma stratejisidir. Primatolog Frans de Waal'ın
şempanze ve bonobo topluluklarında gözlemlediği empati, adalet duygusu ve
karşılıklılık davranışları da bu tezi güçlendirir. Ahlakın tohumları, dilin ve
dinin bile öncesinde, sosyal memeli türlerinin evriminde görülür.
Ancak burada bir uyarı gerekir. İş birliğinin hayatta kalmayı
kolaylaştırdığını göstermek, bir davranışın neden iyi olduğunu açıklamaz;
yalnızca o davranışın neden yaygınlaştığını açıklar. Bu ayrım, aslında
Platon'un Euthyphron'da sorduğu sorunun evrimsel bir yansımasıdır: bir
davranış, hayatta kalmayı kolaylaştırdığı için mi iyidir, yoksa zaten iyi
olduğu için mi hayatta kalmayı kolaylaştırmıştır? Evrimsel açıklama yalnızca
birinci soruya yanıt verir; ikinci soruyu kendi başına yanıtlayamaz.
Yine de bu durum, ahlakın evrimsel bir geçmişi olmasının onun doğruluğunu
geçersiz kıldığı anlamına gelmez. Sayı kavramını düşünelim: İnsan zihni sayma
yetisini evrimsel süreçler içinde kazanmıştır, ama bu durum "2+2=4"
önermesinin doğruluğunu hiçbir şekilde sarsmaz. Bir bilginin nasıl ortaya
çıktığı (kökeni) ile o bilginin doğru olup olmadığı (geçerliliği) birbirinden
farklı sorulardır. Aynı ayrım ahlak için de geçerlidir: evrimsel açıklama bize
ahlakın nasıl ortaya çıktığını gösterir; onun doğruluğunu ne kanıtlar ne de
çürütür.
Bu ayrımı ilk fark eden düşünürlerden biri, ilginç biçimde, aşağıda
değineceğim Hume'dur.
İnsanın doğasında bulunan bireysel çıkar eğilimi ile toplumsal yaşamın
gerektirdiği iş birliği arasındaki denge, zamanla gelenekleri, töreleri ve
bugün "ahlak ilkeleri" dediğimiz kuralları biçimlendirdi. Bu bakımdan
ahlakı, sosyal evrimin en önemli ürünlerinden biri olarak görüyorum.
Bu noktada iki büyük düşünürden yardım alınabilir; ama onları yan yana
koyarken aralarındaki gerilimi de görmek gerekir. David Hume'a göre ahlaki
yargılar soyut bir akıl yürütmeden değil, insanın doğasında bulunan sempati
duygusundan doğar; ona göre akıl, tutkuların hizmetkarıdır ve tek başına ahlaka
temel oluşturamaz. Jonathan Haidt'in "ahlaki temeller kuramı" bu
sezgisel temeli daha da somutlaştırır: adalet, zarar vermeme, sadakat ve saygı
gibi ahlaki sezgilerin birçok uygarlıkta görülmesi, ahlakın belirli bir dine
indirgenemeyeceğini gösterir.
Kant ise tam bunun tersini savunur. Ona göre bir eylem yalnızca duygudan,
eğilimden ya da sempatiden kaynaklanıyorsa, henüz gerçek ahlak değildir; ahlak,
dışsal bir otoriteden ya da içsel bir duygudan değil, aklın kendi kendine
koyduğu yasadan, yani özerklikten doğar. Bir kimse yalnızca cezadan korktuğu ya
da ödül beklediği için doğru davranıyorsa, bu Kant'a göre henüz ahlaki bir
eylem sayılmaz. Dolayısıyla Hume ile Kant, ahlakın nereden doğduğu
konusunda anlaşmazlar — biri duyguyu, öteki aklı temel alır. Ama ikisinin de
birleştiği bir nokta var: ikisi de ahlakı dinsel bir buyruğa bağlamaz. Bu,
aslında metnin asıl tezini daha da güçlendirir — çünkü ahlakın dinden bağımsız
olduğu sonucuna, birbirine karşıt iki felsefi yoldan da ulaşılabiliyor.
Organize dinler ortaya çıktığında ise bu ahlaki mirasın önemli bir bölümünü
benimsediler, yeniden yorumladılar ve kendi inanç sistemleri içinde
kurumsallaştırdılar. Bu nedenle birçok ahlak kuralı dinlerden daha eskidir.
Platon'un Euthyphron diyaloğunda sorduğu soru tam olarak bu noktaya
işaret eder: "Bir şey iyi olduğu için mi tanrılar tarafından buyrulur,
yoksa tanrılar buyurduğu için mi iyi sayılır?" Eğer birinci seçenek
doğruysa, iyilik dinden bağımsız bir ölçüte göre var olur ve din yalnızca onu
keşfedip aktarmış olur. Bu diyalog, ahlakın dine içkin değil, dinin ahlaka
sonradan eklenen kurumsal bir çerçeve sunduğunu düşünmek için felsefi bir
gerekçe oluşturur.
Bana göre ahlaklı olmak için mutlaka organize bir dine bağlı olmak
gerekmez. Tarihte ve günümüzde, herhangi bir dine bağlı olmadığı halde dürüst,
adil ve vicdanlı yaşayan insanlar olduğu gibi; dindar olduğunu söylemesine
karşın ahlaki ilkelere aykırı davranan insanlar da vardır.
Bu nedenle ahlakın gerçek ölçüsü, kişinin hangi inancı benimsediği değil;
insanlara nasıl davrandığıdır.
17 Haziran 2024
Kaynakça
Darwin, C. (2004). The descent of man, and selection in relation to sex
(J. Moore & A. Desmond, Eds.). London, England: Penguin Books. (Original
work published 1871)
de Waal, F. (1996). Good natured: The origins of right and wrong in
humans and other animals. Cambridge, MA: Harvard University Press.
de Waal, F. (2006). Primates and philosophers: How morality evolved
(S. Macedo & J. Ober, Eds.). Princeton, NJ: Princeton University Press.
Graham, J., Haidt, J., & Nosek, B. A. (2009). Liberals and
conservatives rely on different sets of moral foundations. Journal of
Personality and Social Psychology, 96(5), 1029–1046. doi:10.1037/a0015141
Haidt, J. (2012). The righteous mind: Why good people are divided by
politics and religion. New York, NY: Pantheon Books.
Hume, D. (1978). A treatise of human nature (L. A. Selby-Bigge &
P. H. Nidditch, Eds.; 2nd ed.). Oxford, England: Clarendon Press. (Original
work published 1739–1740)
Kant, I. (1998). Groundwork of the metaphysics of morals (M. Gregor,
Trans. & Ed.). Cambridge, England: Cambridge University Press. (Original
work published 1785)
Kropotkin, P. (1902). Mutual aid: A factor of evolution. New York,
NY: McClure, Phillips & Co.
Plato. (1997). Euthyphro. In J. M. Cooper & D. S. Hutchinson (Eds.), Plato:
Complete works (G. M. A. Grube, Trans.; pp. 1–16). Indianapolis, IN:
Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 399–395 B.C.E.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder