İnsan Olmak ve İnsanlığı Yaşamak
Kimi insanların sözlerine ve davranışlarına baktıkça, insan olmanın
yalnızca biyolojik bir gerçek olmadığı daha iyi anlaşılıyor. Asıl mesele, insan
olarak doğmak değil; vicdanı, merhameti, adaleti ve ahlakı davranışlara
yansıtabilmektir. Doğmak, kişinin elinde olmayan bir başlangıçtır; insanlığı
yaşamak ise her gün yeniden verilen bir karardır.
Aristoteles insanı "akıl yürüten canlı" olarak tanımlamıştı; ama
akıl yürütme yeteneği tek başına iyi ya da erdemli olmayı garanti etmez.
Nitekim tarih, çok zeki ve çok bilgili olduğu halde vicdansız kalabilen sayısız
örnekle doludur. Bu da gösteriyor ki insanı gerçek anlamda insan yapan yalnızca
düşünme yetisi değil; bu yetiyi başkalarının iyiliğine, adalete ve merhamete
yöneltebilme gücüdür.
Bu sezgi, Aristoteles'ten çok sonra, farklı uygarlıklarda
benzer biçimlerde yeniden ortaya çıkmıştır. Kant, aklın
kendi başına yeterli olmadığını, insanı asıl insan yapanın pratik akıl —
yani ahlaki yasayı kendi iradesine buyruk kılabilme gücü — olduğunu öne
sürmüştür. Ona göre bir insanın zeki olması değil, başkasını yalnızca bir araç
değil bir amaç olarak görebilmesi asıl ölçüttür. Doğu düşüncesinde de benzer
bir ayrım vardır: Konfüçyüs'ün ren kavramı, insanı
insan yapanın
soy, unvan ya da bilgi değil,
başkasına karşı
duyulan içten
saygı ve şefkat olduğunu
söyler. Bir kişi ne kadar bilgili olursa olsun, renden yoksunsa,
Konfüçyüs'e göre henüz olgunlaşmış bir insan sayılmaz. Yunus Emre'nin
"Yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü" sözü de aynı çizgide durur:
burada sevgi ve merhamet bir seçim değil, insanlığın doğal bir uzantısı olarak
sunulur. Farklı uygarlıklar, farklı sözcüklerle de olsa, aynı gerçeğe işaret
etmiştir: akıl gerekli olsa da yeterli değildir.
Öyle eylemler vardır ki insana ister istemez şu soruyu sordurur: İnsan
olmak, yalnızca insan türüne dahil olmak mıdır; yoksa insanlığı yaşamak mıdır?
Bir kişinin başkasının acısına kayıtsız kalması, zayıfın hakkını gözetmemesi ya
da gücünü haksızlığa alet etmesi, o kişiyi biyolojik olarak insan türünden
çıkarmaz; ama insanlığın özünden uzaklaştırır. Bu ayrım küçük bir sözcük oyunu
değildir; bir toplumun hangi ölçütlerle kimi yücelttiğini, kimi bağışladığını
ve kimi mahkum ettiğini belirleyen temel çizgilerden biridir.
Elbette burada bir itiraz akla gelebilir:
akıl ile erdemi bu denli keskin ayırmak doğru mudur? Sokrates'in ünlü savı,
erdemin aslında bir tür bilgi olduğunu, kötülüğün bilgisizlikten
kaynaklandığını ileri sürer — yani gerçekten akıl yürüten biri, sonunda iyiyi
de görecektir. Bu görüşe göre yukarıdaki ayrım fazla keskindir; zira eksik olan
şey akıl değil, aklın yanlış veya sığ kullanılmasıdır. Ne var ki
tarih bu iyimser savı pek doğrulamaz: Yirminci yüzyılın en karanlık
dönemlerinde, en yüksek eğitimli kadroların en acımasız kararları aldığı
görülmüştür. Demek ki akıl, kendini vicdandan ve merhametten yalıtarak da
işleyebilen bağımsız bir araçtır; iyi bir sonuca varması için mutlaka erdemle
birlikte yürümesi gerekir. Sokrates'in savındaki değerli taraf ise şudur: eğer
akıl gerçekten derinleşir, kendi sınırlarını ve başkasının acısını görmeyi
öğrenirse, erdeme yaklaşır. Ama bu, aklın kendiliğinden erdeme vardığı
anlamına gelmez; yönlendirilmesi, terbiye edilmesi gereken bir güçtür.
Çünkü insanı insan yapan yalnızca aklı değil, aynı zamanda vicdanı ve
erdemidir. Bir toplum, aklı erdemden ayırdığı gün, artık yalnızca zeki insanlar
yetiştirir; iyi insanlar yetiştirmeyi unutur.
5 Eylül 2025
Kaynakça
Aristotle. (1998). Politics (C. D. C. Reeve, Trans.). Indianapolis,
IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 350 B.C.E.)
Aristotle. (1999). Nicomachean ethics (T. Irwin, Trans.; 2nd ed.).
Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 350
B.C.E.)
Confucius. (1999). The analects of Confucius: A philosophical
translation (R. T. Ames & H. Rosemont, Jr., Trans.). New York, NY:
Ballantine Books. (Original work published ca. 5th century B.C.E.)
Kant, I. (1998). Groundwork of the metaphysics of morals (M. Gregor,
Trans. & Ed.). Cambridge, England: Cambridge University Press. (Original
work published 1785)
Plato. (1997). Meno. In J. M. Cooper & D. S. Hutchinson (Eds.), Plato:
Complete works (G. M. A. Grube, Trans.; pp. 870–897). Indianapolis, IN:
Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 380 B.C.E.)
Plato. (1997). Protagoras. In J. M. Cooper & D. S. Hutchinson (Eds.), Plato:
Complete works (S. Lombardo & K. Bell, Trans.; pp. 746–790).
Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 380
B.C.E.)
Yunus Emre. (2006). Yunus Emre: Hayatı ve bütün şiirleri (A.
Gölpınarlı, Haz.). İstanbul, Türkiye: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
(Original work published ca. 13th century)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder