10 Temmuz 2026 Cuma

Ahlakın Yokluğunda

 Ahlakın Yokluğunda

Ahlak erdeminden yoksun olan kişiler, başkalarına kolayca iftira atabilir. Çünkü karşısındaki insanın itibarı, kendi çıkarı karşısında hiçbir ağırlık taşımaz.

Yalan söylemekten çekinmez. Kant’ın ahlak felsefesinde yalan, kategorik buyruğun en açık ihlallerinden biridir. Bir insan yalanı genel bir yasa haline getirse, güven denilen bağ bütünüyle çökerdi. Yalan söyleyen kişi, gerçekte herkesin doğru söyleyeceğini varsayarak kendisi için bir istisna alanı açar.

Hakareti tartışmanın yerine koyar. Aristoteles’in Retorik’te ayırdığı gibi, gerçek tartışma akıl yürütme, yani logos üzerine kurulur; hakaret ise karşı tarafı susturmayı amaçlayan kaba bir güç gösterisidir. Düşünce üretemeyen kişi, çoğu zaman sesini yükseltmeyi ikna sanır.

Adaletten uzaklaşır. Çünkü adalet, Platon’un Devlet’te vurguladığı gibi, herkese hakkını vermeyi gerektirir. Ahlaki karakterden yoksun kişi ise hakkı, hak edene göre değil, kendisine yakın olana göre dağıtır.

Bencilliği ilke haline getirir. Oysa Aristoteles’in erdem etiğinde önemli olan, bireysel çıkar ile ortak iyi arasında ölçülü bir denge kurabilmektir. Bencilliği ilkeleştirmek, bu dengeyi tek taraflı olarak bozmaktır.

Yalnızca yakınlarını ve yandaşlarını kayırır. Bu tutum, hukuk felsefesinde “kayırmacılık” olarak adlandırılır ve kamusal adaletin en temel ilkesiyle, yani yasa önünde herkesin eşit olması ilkesiyle doğrudan çelişir.

Başkalarının acılarını ve haklarını gözetemez; çünkü empati kurmakta zorlanır. Adam Smith’in Ahlaki Duygular Kuramı’nda merkezi bir yer verdiği “sempati” kavramı, ahlakın temelinde başkasının yerine kendini koyabilme yetisinin bulunduğunu gösterir. Bu yeti zayıfladığında, başkasının acısı yalnızca soyut bir bilgiye dönüşür. Hissedilmeyen acı, ahlaki bir ağırlık da taşımaz.

Böyle kişiler bir de denetimsiz güç elde ederse, haksızlık ve zulüm üretme olasılıkları artar. Çünkü güç, sağlam karakteri olmayan insanın zaaflarını büyütür. Platon’un Gyges Yüzüğü alegorisi tam olarak bunu anlatır: görünmez kılan bir yüzüğü elinde bulunduran kişi, hesap verme korkusu ortadan kalktığında karakterinin gerçek yüzünü gösterir. Lord Acton’ın ünlü sözü de aynı gerçeği özetler: “İktidar yozlaştırır; mutlak iktidar mutlak biçimde yozlaştırır.” Güç, karakteri yaratmaz; yalnızca var olanı büyüterek görünür kılar.

Bu nedenle bir toplumun en büyük güvencesi yalnızca yasalar değildir; ahlakı, adaleti ve vicdanı önceleyen insanlardır. Çünkü Cicero’nun da belirttiği gibi, yasalar en iyi durumda kötülüğü sınırlandırabilir; iyi bir toplumu asıl ayakta tutan ise yasanın göremediği yerde bile doğru davranmayı seçen insanların varlığıdır.

25 Mart 2025

Kaynakça

Acton, J. E. E. D. (1907). Letter to Bishop Mandell Creighton, April 5, 1887. In J. N. Figgis & R. V. Laurence (Eds.), Historical essays and studies. London, England: Macmillan. (Original work published 1887)

Aristotle. (1999). Nicomachean ethics (T. Irwin, Trans.; 2nd ed.). Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 350 B.C.E.)

Aristotle. (2007). On rhetoric: A theory of civic discourse (G. A. Kennedy, Trans.; 2nd ed.). New York, NY: Oxford University Press. (Original work published ca. 350 B.C.E.)

Cicero, M. T. (1991). On duties (M. T. Griffin, Trans.; M. T. Griffin & E. M. Atkins, Eds.). Cambridge, England: Cambridge University Press. (Original work published 44 B.C.E.)

Kant, I. (1993). Grounding for the metaphysics of morals: With On a supposed right to lie because of philanthropic concerns (J. W. Ellington, Trans.; 3rd ed.). Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original works published 1785 and 1797)

Plato. (1997). Republic. In J. M. Cooper & D. S. Hutchinson (Eds.), Plato: Complete works (G. M. A. Grube, Trans.; C. D. C. Reeve, Rev.; pp. 971–1223). Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 380 B.C.E.)

Smith, A. (2002). The theory of moral sentiments (K. Haakonssen, Ed.). Cambridge, England: Cambridge University Press. (Original work published 1759)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder