Ahlakın Yokluğunda
Ahlak erdeminden yoksun olan kişiler, başkalarına kolayca iftira atabilir.
Çünkü karşısındaki insanın itibarı, kendi çıkarı karşısında hiçbir ağırlık
taşımaz.
Yalan söylemekten çekinmez. Kant’ın ahlak felsefesinde yalan, kategorik
buyruğun en açık ihlallerinden biridir. Bir insan yalanı genel bir yasa haline
getirse, güven denilen bağ bütünüyle çökerdi. Yalan söyleyen kişi, gerçekte
herkesin doğru söyleyeceğini varsayarak kendisi için bir istisna alanı açar.
Hakareti tartışmanın yerine koyar. Aristoteles’in Retorik’te
ayırdığı gibi, gerçek tartışma akıl yürütme, yani logos
üzerine kurulur; hakaret ise karşı tarafı susturmayı amaçlayan kaba bir güç
gösterisidir. Düşünce üretemeyen kişi, çoğu zaman sesini yükseltmeyi ikna
sanır.
Adaletten uzaklaşır. Çünkü adalet, Platon’un Devlet’te
vurguladığı gibi, herkese hakkını vermeyi gerektirir. Ahlaki karakterden yoksun
kişi ise hakkı, hak edene göre değil, kendisine yakın olana göre dağıtır.
Bencilliği ilke haline getirir. Oysa Aristoteles’in erdem etiğinde önemli
olan, bireysel çıkar ile ortak iyi arasında ölçülü bir denge kurabilmektir.
Bencilliği ilkeleştirmek, bu dengeyi tek taraflı olarak bozmaktır.
Yalnızca yakınlarını ve yandaşlarını kayırır. Bu tutum, hukuk felsefesinde
“kayırmacılık” olarak adlandırılır ve kamusal adaletin en temel ilkesiyle, yani
yasa önünde herkesin eşit olması ilkesiyle doğrudan çelişir.
Başkalarının acılarını ve haklarını gözetemez; çünkü empati kurmakta
zorlanır. Adam Smith’in Ahlaki Duygular Kuramı’nda merkezi
bir yer verdiği “sempati” kavramı, ahlakın temelinde başkasının yerine kendini
koyabilme yetisinin bulunduğunu gösterir. Bu yeti zayıfladığında, başkasının
acısı yalnızca soyut bir bilgiye dönüşür. Hissedilmeyen acı, ahlaki bir ağırlık
da taşımaz.
Böyle kişiler bir de denetimsiz güç elde ederse, haksızlık ve zulüm üretme
olasılıkları artar. Çünkü güç, sağlam karakteri olmayan insanın zaaflarını
büyütür. Platon’un Gyges Yüzüğü alegorisi tam olarak bunu anlatır:
görünmez kılan bir yüzüğü elinde bulunduran kişi, hesap verme korkusu ortadan
kalktığında karakterinin gerçek yüzünü gösterir. Lord Acton’ın ünlü sözü de
aynı gerçeği özetler: “İktidar yozlaştırır; mutlak iktidar mutlak biçimde
yozlaştırır.” Güç, karakteri yaratmaz; yalnızca var olanı büyüterek görünür
kılar.
Bu nedenle bir toplumun en büyük güvencesi yalnızca yasalar değildir;
ahlakı, adaleti ve vicdanı önceleyen insanlardır. Çünkü Cicero’nun da
belirttiği gibi, yasalar en iyi durumda kötülüğü sınırlandırabilir; iyi bir
toplumu asıl ayakta tutan ise yasanın göremediği yerde bile doğru davranmayı
seçen insanların varlığıdır.
25 Mart 2025
Kaynakça
Acton, J. E. E. D. (1907). Letter to Bishop Mandell Creighton, April 5,
1887. In J. N. Figgis & R. V. Laurence (Eds.), Historical essays and
studies. London, England: Macmillan. (Original work published 1887)
Aristotle. (1999). Nicomachean ethics (T. Irwin, Trans.; 2nd ed.).
Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work published ca. 350
B.C.E.)
Aristotle. (2007). On rhetoric: A theory of civic discourse (G. A.
Kennedy, Trans.; 2nd ed.). New York, NY: Oxford University Press. (Original
work published ca. 350 B.C.E.)
Cicero, M. T. (1991). On duties (M. T. Griffin, Trans.; M. T.
Griffin & E. M. Atkins, Eds.). Cambridge, England: Cambridge University
Press. (Original work published 44 B.C.E.)
Kant, I. (1993). Grounding for the metaphysics of morals: With On a
supposed right to lie because of philanthropic concerns (J. W. Ellington,
Trans.; 3rd ed.). Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original works
published 1785 and 1797)
Plato. (1997). Republic. In J. M. Cooper & D. S. Hutchinson (Eds.), Plato:
Complete works (G. M. A. Grube, Trans.; C. D. C. Reeve, Rev.; pp.
971–1223). Indianapolis, IN: Hackett Publishing Company. (Original work
published ca. 380 B.C.E.)
Smith, A. (2002). The theory of moral sentiments (K. Haakonssen,
Ed.). Cambridge, England: Cambridge University Press. (Original work published
1759)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder